İngilizce dilbilgisi
Dilekler ve Varsayımlar
Geçmiş zaman çekimlerini şimdiki zaman anlamıyla kullanarak pişmanlık, istek ya da gerçek olmayan durumları anlatan yapılar. Ana dili İngilizce olanlar bunları hafif sitemlerden (“I wish you'd listen”) derin pişmanlıklara (“I wish I had studied harder”) ve kibar tercihlere (“I'd rather you didn't”) kadar sürekli kullanır.
Kitabi Dilekler ve Varsayımlar
Dünya çapında İngilizce kurslarında öğretilen standart kalıplar, uydurma örnekler yerine ana dili konuşanlardan alınan gerçek kliplerle anlatılır.
I Wish - Şimdiki Pişmanlıklar
I wish + past simple (şimdiki bir durum için)
Şu an farklı olmasını istediğin şeyler, yani şimdiki zamana ait pişmanlıklar için kullanılır. Geçmiş zaman biçimi, dileğin gerçek olmadığını gösterir: anlattığın şey gerçeğin tam tersidir. “I wish I were taller.” “I wish she knew the answer.” Günlük konuşma dilinde “I wish I was”, “I wish I were” kadar yaygındır ve ikisi de kabul görür, ama ders kitapları yalnızca resmî “were” biçimini öğretir.
I Wish - Geçmiş Pişmanlıklar
I wish + past perfect (geçmişteki bir durum için)
Geçmişte olan ya da olmayan bir şey için pişmanlık anlatmak için kullanılır. “I wish I had studied harder.” “I wish they hadn't left so early.” “He wishes he'd told her the truth.”
Would Rather
I'd rather + base verb (aynı özne) veya I'd rather + subject + past simple (farklı özne)
Kişisel bir tercihi ifade eder. Günlük konuşmada en sık kullanılan biçim, kendi yapmak istediğin şeyi anlatırken kullanılan "I'd rather + base verb" yapısıdır: "I'd rather stay home." "I'd rather not talk about it." "I'd rather cry than laugh." Başka birinin yapmasını tercih ettiğinde yapı "I'd rather + subject + past simple" biçimine döner: "I'd rather you didn't smoke." "She'd rather we left now." Bu ikinci biçim doğal konuşmada daha az rastlanır ve biraz daha resmi ya da dolaylı bir ton taşır.
Suppose / Imagine
Suppose / Imagine + past simple (varsayımsal kurgu için)
Konuştuğun kişiyi varsayımsal bir durumu düşünmeye davet eder. Koşul cümleleri gibi geçmiş zaman biçimleri kullanır: "Suppose you won the lottery, what would you do?" "Imagine she found out." "Supposing he didn't come?"